27 Aralık 2015 Pazar


  • Beynimin bir tarafında hala ve hala Kaktüs var. Neden bu kadar beynimi kemiriyor ben biliyorum Hiç aklımda yokken karşıma çıktın, umut verdin önce bana. Sinsi gibi yaklaştın, sözler verdin, sarıldın,sarmaladın Sonra kaçtın. Hiçbir şey yapmamışken ben üstelik. Hiç suçum yokken. Kendim bile zor zamanların içinde boğuşurken yanında olmak istediğimde ittin beni, istemedin. Kıyamadım ama. Kalbinin güzel olduğunu gördüğümden, zaman verdim. Bekledim. Gidip başkalarına sarıldım sonra. Senin sarıldığın gibi sarılmadılar. Sakinleşemedim. Nasıl uçup giderdi senin yanında endişelerim, anksiyetelerim, paniklerim. Sana hiç böyle hissettiremedim diye ağladım yine. Sonra beni tanımak için hiç çabalamamana ağladım. Oysa ki ne gerçek bir sıkıntımı dinledin, ne de gözyaşımı sildin. Olsun ama, sarıldığında geçiyordu zaten. Sen o dokunuşundaki sihri hiç anlamadın. "Acele etme, ağırdan al bu sefer, sağlıklı olan böyle olan" demediler mi hep dedim. Olmadı. Elimi bile tutmadın yanyana yürürken. Uyuyamayıp yanından kalktığım o gece bir karar verecektim. Ya kalacaktım ya gidecektim. Ne gidebildim ne de sen tutmak istedin beni yanında. Gündelik koşturmalar içinde arkanda bıraktın beni. Ne için? Ne için... Mükemmel bir kadınsın demiştin ya. Neden yalan söyledin? O kadar mükemmel olsam mutlu etmek isterdin beni, denerdin. Denemedin. Ve leyla teras'da jazz dinleyip, sarhoş olacaktık! Oysa ki Oğuz Atay demişti: Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder